Doğu Bebek

 

 

Zonguldak Çaycuma’da annesini, teyzelerini, dedesini, anneanne ve dayısını sonsuzluğa çaresizce yolcu eden güzel bebeğe…
 

SEN BİR SÜZME IŞIKSIN
“İnsanoğlu bir varmış, bir yokmuş…” diye başlayan masallar yazıyorum artık. Sonra “ Bir kuş misali kanat çırpıp aniden gidivermiş uzaklara” diye getiriyorum masalların devamını. Şimdi sana ne anlatsam, nasıl bir masal yazsam bilmiyorum ki Doğu Bebek. Ne anlatsam yalan, ne anlatsam acı…
Yaklaşık 2 yıl önce dünya evine girmiş anne ve baban. Ne yazık ki sevmeyi bilememiş baban. Sevdiği için dağları delip, çölleri aşanları unutmuş olmalı ki, kalleşçe bir pusu kurup teyzelerini, dedeni ve anneanneni bir orman yolunda ölüme terk etti… Sonra anne ve dayının canını almak için yürüdü bulunduğunuz eve… Zorla eve girip annen ve dayının eceli oldu hiç beklenmedik bir anda…
Milyonlarca ışık vardı, o gün hepsi söndü, sadece bir süzme ışık kaldı o evde, annen, dayın, deden, anneannen ve teyzelerin el ele tutuşmuş yürüyorlardı sonsuzluğa. Arkalarında bir süzme ışık bırakarak…
Evet, Doğu Bebek o ışık olağanca gücü ile senin üstündeydi. Kimseler görmedi belki üstüne düşen ışığı; lakin bir aynaydın sen, o ışık üstüne düşüp gökyüzüne- hiç istemeyerek ve çaresizce seni arkalarında bırakıp ölüme giden güzel insanlara- yansıdı. Ne yazık ki sen bütün olan bitenden habersiz babanın kanlı elleri ile emanet edildin babaannene…O gün altı insanı ölüme yollayan eller, masum bir bedeni tutmaya hiç utanmadı…
Babaannenin yanındaydın artık, annen meleklerin koynunda, baban kendi karanlığında… O gün, senin her şeyden habersiz bakan masum gözlerin salladı Türkiye’nin her bir yanını. Yüreklere bir ateş gibi düştü minicikken yaşadıkların. Ve bir mıh gibi kazındı adın yüreklerimize.
Devlet Baba aldı artık seni kollarına. Koruyup kollayacak bundan sonraki hayatında. Ama kimseler anne olamayacak sana, kimse dolduramayacak onun boşluğunu, her derdine bir deva bulunacak belki ;lakin annesizliğine asla… Annenin ne olduğunu bilmeden yaşayacaksın, belki mezarının başına gidip ağlayacaksın, “Keşke…” diyeceksin hep…
Bedenine değen kan izleri ile yaşayacaksın, parmakla gösterecekler seni aldırmadan yaşamayı öğreneceksin, ne yaşarsan yaşa başını hep dik tutacaksın; çünkü senin seçme şansın hiç olmadı. Akıl verenin çok olacak; ama sen akılın akıldan üstün olduğunu onlara yılmadan her seferinde yeniden hatırlatacaksın.
Bir bataklık var, hemen başucunda, seni oraya çekmek için her şeyi yapacaklar; lakin bil ki sen bir süzme ışıksın yerin her daim göklerde…
Hayattan söz edecekler sana, “hayat bu”, “hayat şu” diyecekler; ama sen onlara hayatın bir süzme ışıktan ibaret olduğunu ve o ışığın nereleri aydınlatabileceğini göstereceksin.
Geçmişin fotoğraflarını koyacaklar önüne, her fırsatta yüzüne atacaklar; ama sen mühim olanın geçmiş değil, bugün olduğunu söyleyeceksin. Küçücük bir karanlıkta boğulmak yerine, koskoca bir aydınlığa çıkmayı tercih edeceksin. Belki çocukların olacak, onlara kendi yaşadıklarını yaşatmamak için elinden gelen her şeyi yapacaksın.
Tüm bu sözlerimde, sanki eminmişim gibi neden gelecek zaman kipi kullandım bilir misin? Çünkü sen Doğu Bebeksin. Sen yeryüzündeki tüm bebeklerden daha güçlüsün. Asla unutma ki sen bir süzme ışıksın, her karanlığa bir güneş gibi doğacaksın ve Doğu Bebek göreceksin ki dünya bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen yine de yaşamaya değer tek yer bunu da sevmenin ne olduğunu anladığın gün öğreneceksin…
Dilerim henüz minicikken seni bulan şansızlık en kısa zamanda peşini bırakır. Ve sana söylenecek son söz: Hayat bir oyun sahnesi, anne ve baban hayatlarını birleştirerek o sahnede bir oyuna başladı, şimdi oyunu sen devir aldın. Başrolde sen oynuyorsun ve oyun yeni başlıyor sayılır. Haydi Doğu Bebek, ben sana inanıyorum, sen de inandığın şeyler uğruna hayatının altını üstüne getir, belli mi olur belki hayatının altı üstünden daha iyidir ve dilerim hak ettiğin mutluluk oradadır…
Sana biraz uzak; lakin en samimi destekçinin senin için tek dileği; Hayatın bütün güzellikleri seninle olsun Doğu Bebek…
Bahar BAYKAN (Sadık Kerim UZAN'ın Öğrencisi)
31.08.2009

(Katkılarından ötürü öğrencim Bahar BAYKAN'a teşekkür ederim.)