Ustalar Nasıl Yazıyor?

 

 




       Ben denemelerimi şiir gibi yazarım. Boyuna sözcükler, tümcelerle boğuşurum. Bir yerde, yazının iplerini çekenin ben olmadığımı, benim yerime, deneme yapısına karışmış sözcüklerin karar verdiğini, buyruklar savurduğunu görürüm. Kimi zaman belli bir tümceye denememde yer vermek istediğim halde, bunun üstesinden gelemem. Denemenin yapısı, denemedeki öteki tümcelerin sıralanışı buna engel olur.


SALAH BİRSEL-BEN DENEMELERİMİ ŞİİR GİBİ YAZARIM.

 Öyle ya, her işin bir yöntemi var: Pilav pişirmenin, etek dikmenin, arşiv tutmanın, kitap dizmenin, köprü kurmanın, tohum ekmenin, vida takmanın, adam tutmanın, adam elemenin, cinayet işlemenin... Her şeyin, her işin bir yöntemi var. roman yazmanın da bir yöntemi olmalı, değil mi? Yapılan bütün bu işler, çağlar boyunca ve değişen koşullar altında yöntemlerini de değiştirmişler, daha doğrusu geliştirmişlerdir...
 

ADALET AĞAOĞLU-BENİM YÖNTEMİM NEREDEYSE YÖNTEMSİZLİK

Bir telin, ya da telsizin iki ucundan birinde yazar, birinde okur(lar); bir iletişimdir bu iş. Hangi dalga boyundan konuştuğunuz önemli. Okurunuzun, okurlarınızın bulunduğu dalga boyunu tutturabilmişseniz okunursunuz, anlaşılır, sevilirsiniz. Başarısızlıklarla başarılar yan yana, iç içedir. dünyanın en güzel romanlarından kimi, uzun süreler okur bulamamış, çok okur bulan nice romanlar da, gelip geçen sevi yalımları gibi birkaç yıl bazı yürekleri kavurduktan sonra geçip gitmiştir.
 

 

FAKİR BAYKURT-ROMANCININ ÇALIŞMASI

O günlerde İpekfilm’e senaryolar yazıyorum.
       İhsan İpekçi bir gün dedi ki, "Bir de İstiklal Savaşı filmi yapsaydık, şöyle kostümlü filan..." Tasarıyı hemen benimsedim, o sıra yakın tarihimize merak sardırmışım ki, elime ne geçerse harıl harıl okuyorum, bu okumaların taze izlenimlerine dayanarak "esaslı" bir Kuvayı Milliye senaryosu çıkarmaktan iyisi mi olur? Önce adını yakıştırdım: "Barut Ekmeği" Ardından kahramanlarını oluşturdum:
 

 

ATİLLA İLHAN-BİR ROMANCININ İTİRAFLARI

  Virginia Woolf’un güncesini ilk okuduğumda dikkat etmemiştim: Bu güncede yazar romanlarını, özellikle Dalgalar’la Oraya, Deniz Fenerine’yi yazımsal düğümlerinden çözüyor, gizlerinden ayrıştırıyordu. Güncenin kimi bölümleri romanın, roman sanatının okura dolaylı bir açıklaması gibiydi. Cesare Pavese’yse Yaşama Uğraşı’nda sık sık öyküleme tekniğine eğilir; kişisel sarsıntılarının yanı sıra, öykülemeye ilişkin görüşlerini de güncesine taşırdı...

 

SELİM İLERİ-ROMANI YAZARKEN