Velilerimize 15 Tatil Mektubu

DEĞERLİ VELİLERİM….
   İlköğretim kurumlarının iki dönem arasında yaptığı ve genelde 15 gün süren ara tatili iple çeken çocuklar, bu tatil dönemini; bir dönem boyunca eğitim ve öğretim adına sergilemiş oldukları performansların sonucunda elde ettikleri bir dinlenme süreci olarak görürler. 
 Çocuklar bu dönemde sabahlara kadar televizyon seyretme, odasına kapanıp bilgisayar oyunları oynama, gezme vb. eğlenme planları yapadururken, anne ve babalar da endişelenerek çocuklarının bu tatil dönemini boş geçirmemesi adına neler yapabilirim gibi düşünceler içerisindedir. İş bu düşüncelere kalınca anne ve baba ile çocuklar arasında gerginlikler yaşanmakta ve tatil zehir bir hal alabilmektedir! 
     Yarıyıl tatilinde amaç, bu süreyi en etkin ve en verimli şekilde değerlendirme fikri olmalı. 
Çocuğun bir dönem boyunca hayalini kurduğu dinlenme ve eğlenme planları ile ebeveyninin "boş kalmasın, ders çalışsın" düşünceleri çakışmamalı, akıllı bir tatil programıyla kriz aşılmalıdır. Programda eğlenceye, gezmeye, dinlenmeye zaman ayrıldığı gibi, ilk yarıda işlenen derslerin genel bir tekrarına ve eksikliklerin giderilmesine de yer verilmeli. Mesela sabah ders çalışmaya ayrıldıysa öğleden sonra eğlenceye ayrılabilir.Akşam tekrar çalışmaları kaydıyla…..
   Büyük bir arzu ile tatili bekleyen çocuğa, "ders çalış", "neden çalışmıyorsun?", "senin dersin yok mu?" vb. cümleler kullanıp baskı yapılmamalı; bu durum anne-baba ve çocuk arasında olumsuz duygu ve gerginliklerin yaşanmasına neden olmamalıdır.   Ailece hazırladığınız tatil planında ders çalışma planı birinci hafta hafif, ikinci haftasında ise temponun biraz daha artırılmış olması iyi olur.Tatil eksik konularının tekrarının yanı sıra bol bol test  ve deneme çözerek  değerlendirilebilir.Bunun yanında kitap okumalarını da sağlamalıyız. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus bir program yapılmasından daha çok yapılan programa uyulmasıdır . Çocuğumuza güvenelim. Fakat güven kontrole mani değildir .Yapılan plan ve programın işleyip işlemediği, bir değişiklik yapmak gerekir mi, sorun var mı, işliyorsa takdir edilmesi, işlemiyorsa sürece müdahale edilmesi gerekebilir. Kısaca programın kâğıt üzerinde kalmaması sağlanmalı. Bütün aile fertleri üzerlerine düşeni yapmalı. Kontrol soru sorarak veya bizzat görerek ve dinleyerek olabilir. Bu aşamada çocuğumuzla iletişimimiz, yargılamaya, suçlamaya dönüşmemeli.
  Ne yapıyorsak onların daha iyi bir geleceğe sahip olmaları için yapıyoruz.Ve onlar çalışmak istemediklerinde ya da  çalışmamak için bahane ürettiklerinde onların tarafında olmak onların geleceklerine yapacağımız en büyük ihanettir.Bu dengeyi çok iyi kurmalı ve onlara onların hazırladıkları programa uymaları konusunda gereken imkanı ve desteği sağlamalıyız.
      Çalışan anne ve babaların çocukları ile birlikte olabilmek için yıllık izinlerini mümkün oldukça bu dönemlerde kullanmaları, tatilin daha verimli hal almasına neden olacaktır. Çünkü evde yalnız kalan çocuk, sıkıntısından vaktinin büyük bir kısmını internet ve istenmeyen televizyon programları karşısında geçirecektir. Bu dönemde çocukla geçireceğiniz her an çok değerlidir. Siz çalışıyor olabilirsiniz; ama onlar tatilde.
  Çocuklarımızın başarısı nasıl olursa olsun onlar bizim çocuklarımız ve bir ömür onlarla iletişim içinde olacağımızı unutmadan hareket etmeliyiz. Eğer çocuğumuzun ders başarısı ile ilgili sorunlar varsa atasözünde dediği gibi "İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıracağız". Önce çocuğumuzun başarısı için neler yaptığımızı düşünelim. 
İsterseniz birlikte şu sorulara cevaplar arayalım; 
   - Çocuklarımızı okula gönderip, maddi ihtiyaçlarını karşılamanın yanında başarısı için neler yapıyoruz?-Öncelikle çocuğumuza sıcak bir aile yuvası sağlayabildik mi? 
  -  Çocuğumuza ne kadar zaman ayırıyor, onunla ilgili ayrıntıları ne kadar biliyoruz? Çocuğumuzun arkadaşlarını tanımak için bir kahvaltı, akşam çayı vb. etkinlikler düzenledik mi? 
     -Televizyon ve bilgisayardan uzak bir çalışma odası ya da imkanı sağlayabiliyor muyuz? 
     -Dersleri ile ilgili sadece karnede mi bilgi sahibi oluyoruz, yoksa belli aralıklarla müdür yardımcısı, sınıf öğretmeni ve branş öğretmenleriyle görüşüyor muyuz? 
       Bu soruları daha da çoğaltabiliriz. Bu soruların cevaplarına göre çocuklarımız şekillenecektir. Artık eğitim anlayışında "Eti senin kemiği benim" dönemi değil, "Onlar her şeyiyle bizim." dönemi var.
                                                                                 
                                                                                           Saygılarımla…