Türkçe Dersi Sitesi
|
|
Şiirleri Güzel ve Etkili Okuma Teknikleri
1. ANLA: Öncelikle okuduğun şiirdeki her kelimeyi ve şiirin bütününü
tereddütsüz bir şekilde anlamalısın. Bütünü itibariyle neyi anlattığını
anlamadığın veya içinde anlamadığın kelime ve kavramlar olan bir şiiri
okurken, o şiir ile tam olarak bütünleşemezsin. Bu durum ise sen farkında
olmadan, dinleyici üzerindeki tesirini zayıflatır.
2. EZBERLE: Kâğıda bakarak okunan şey (sen ne kadar gayret etsen
de) şiir olmaktan çıkar. Çünkü bir şiiri kâğıda bakarak okuduğun zaman,
dinleyici üzerinde etkili olabilmek için yapman gereken ve bazılarını
aşağıda sıralayacağım birçok zarureti yerine getiremez hale girersin. Onun
için dinleyici üzerinde etkili olması istenen şiir mutlaka ezberden
okunmalıdır.
3. TEKRARLA: Toplum önünde ezberden okuman gereken şiirin ezber
işini tamamlamış olsan bile onu sık sık ezberinde tekrarla. Bu mutlaka
sesli bir şekilde olmak zorunda değil. Bir dinlenme anında, yatakta, hatta
topluluk içerisinde yalnız kaldığın zamanlarda bile bu iş zihin yoluyla
yapılabilir (çünkü ben bunu hep yaparım). Bu tekrarlarla artık o şiirin
kelimeleri senin ağzına otomatik olarak gelsin ki ayrıca bir düşünme ve
hatırlama gayretine gerek kalmasın. Böylelikle sen dinleyici üzerinde
tesirli olabilmek için yapman gereken diğer işlere daha fazla dikkat
edebilirsin.
4. İNAN-İNANDIR: Önce okuyacağın şiirde söylenenlere kendin inan ve
içinde inanmadığın şeyler söylenen şiiri asla okuma. Okusan da bunun
dinleyici üzerinde tam bir etki yaratmayacağını bil. Sonra bu inancını
dinleyiciye aktarmak, yani onu da buna inandırmak zorunda olduğunu unutma.
Unutma ki şiir insanoğlunun en güçlü anlatım yoludur ve bu yol ile
ulaşılan anlatım gücünün ikna edemeyeceği insan yoktur.
5. ACELE ETME: Şiirini yapabildiğin en yavaş hız temposuyla oku.
Asla aceleye getirme. Dinleyicinin ondaki anlamı, duyguyu, ritmi ve senin
okumandaki güzelliği hazmetmesine imkân ver. Unutma, her insanın algılama
gücü aynı düzeyde değildir. Sen okuma hızını, en alt algılama düzeyindeki
insanın söylediğin her şeyi tam olarak anlayacağı bir seviyede tut. Bırak
daha hızlı anlayanlar da bunun tadını çıkarsınlar.
6. RAHAT OL: Sen şiir okurken, dinleyici sana tabidir. Bunun
keyfini yaşa. Rahat ol. Şiir okumak üzere öne çıktığın ortamda artık
herkes ve her şey sana tabidir. Yani kontrol sendedir ve bu konuda hiç
kimsenin yapabileceği hiçbir şey yoktur. Şiir okurken ne kadar rahat
olursan, dinleyiciyi etkilemek için yapman gereken diğer işlerde de o
kadar başarılı olursun.
7. SES TONUNU AYARLA: Öncelikle her şiirin bütünü itibariyle
kendine ait/kendine uygun bir ses tonu vardır. Bir kahramanlık şiirini
okuduğun ses tonuyla, bir aşk veya tabiat şiiri okuyamazsın. Onun için
şiirin bütünü itibariyle ses tonun konuyla uyumlu olmalı. Ayrıca aynı
şiirin içerisinde de, söylenen şeylerdeki anlam farklılıklarına göre bazı
ses tonu ayarlamaları gerekebilir. Bu ayarlamalar, dinleyicinin dikkatini
tazelemesine vesile olur.
8. KELİMELERİ DOĞRU TELAFFUZ ET: Şiirdeki her kelimeyi ve özellikle
yazılışı birbirine benzeyen kelimeleri oradaki anlamına uygun bir şekilde
telaffuz etmelisin. Mesela "Gün akşam oldu hâlâ gelmedi" mısrasının "hâlâ"
kelimesindeki iki "a" harfini olması gerektiği gibi ince ve uzun değil de
kalın ve kısa bir sesle telaffuz edersen, belki sadece senin merak etmen
gereken bir konuda "enişte"yi de (yani hala’nın kocasını da) meraka salmış
olursun!
9. BEDEN DİLİNİ KULLAN: Okuduğun şiirin seyrindeki anlama göre bazı
yerlerde yüzünün alacağı bir şekil veya vücudunun bütünüyle yapacağın bir
hareket yahut sadece bir el hareketi söylediğin şeyin anlamını daha da
güçlendirebilir. Şiirin bu türden jest ve mimiklerle desteklenmesi gereken
yerlerini önceden belirle ve o bölümleri gereken hareket, davranış ve
haller ile güçlendirmeyi ihmal etme.
10. DİNLEYİCİYİ GÖZLE: Dinleyicinin yüz ve beden ifadelerine dikkat
et. Dinleyicinin senden aldığı bir tesir ve bu tesirin oluşturduğu bir
enerji vardır. O enerji ise aslında sana ait ve senin yarattığın, senin
verdiğin bir enerjidir. Öyleyse salonda bu enerjiyi almış ve taşımakta
olan dinleyicileri iyi gözlemle. Onlarla göz teması kurarak, o enerjiden
beslen. Bazı dinleyicilerin duygu katsayısı yüksektir ve onlar bu duygu
halini oturdukları yerde seninle birlikte yaşar ve bunu her halleriyle
belli ederler. Onlara daha fazla hitap ederek, dinleyiciden alacağın
enerjiyi azamiye çıkarma konusunda kendine küçük bir torpil yapmanın
hiçbir mahzuru yoktur.
11. NOKTALAMA İŞARETLERİNİN GEREĞİNİ YAP: Şairler genellikle
imlâdan, noktalama işaretlerinden daha çok kelimelerin ruhu ile
alakalıdırlar. Onlar için en doğru kelimeyi, kavramı, tanımlamayı veya
tasviri en doğru yerde ve en çarpıcı şekilde, en güzel söz uyumu ile
söylemek, noktalar ve virgüllerden daha önemlidir. Dolayısıyla eğer şair,
şiirinin bir yerinde (nokta, virgül, ünlem, üç nokta vb.) herhangi bir
noktalama işareti kullanmışa, bunun bir anlamı ve amacı var demektir.
Şaire saygı duy ve o noktalama işaretinin gereğini yap. Şairin o noktada
yaratmak istediği duyguyu dinleyiciye aktarmada daha yüksek bir başarı
elde edeceksin.
12. ŞİİRDEKİ BESTELENMEMİŞ MÜZİĞİ İCRA ET: Her şiirin ve özellikle
de iyi şiirin mutlaka kendine has bir ritmi ve müziği vardır. Şiirin, onu
düz yazıdan farklı kılan (ve hesaba-kitaba gelmeyen, bir kalıba
konulamayan) en önemli özelliği budur. Şiiri okurken işte o ritmi ve
müziği yakalamalı ve icra etmelisin. Dinleyicinin, "şiir dinlemekte
olduğu" duygusu, senin sesinden yansıyan bu ritim ve müzik ile zirveye
çıkar.
Tüm bu kuralların uygulanması ve böylelikle dinleyici üzerinde etkili
olunması için Allah vergisi iyi bir ses tonu ve ayrıca özel bir yetenek
gerekmez mi? Elbette gerekir. Ama bunu "güzel şiir okuma"nın kuralları
arasında sıralamak anlamlı değil. Zaten en iyi şiir okuyanlar, yukarıdaki
kuralları (ve belki de benim tespit edemediğim başkaca kuralları)
noksansız bir şekilde uygulamanın yanı sıra, bu özel yeteneklere de sahip
olanlar arasından çıkıyor. Ama her şeye rağmen bu yeteneklerin (çok azimli
çalışmalarla) sonradan da geliştirilebildiğini unutmamak lazım. Çünkü
bunun tarihte iz bırakmış (Hz. İsa’dan önce yaşamış olmasına rağmen bu
alandaki ününü iki bin yılı aşkın süre devam ettirerek bu günlere
ulaştırabilmiş Çiçeron gibi) örnekleri var.

